Yunanlar Hünkarbeğendi’ye ‘efsane yemeğimiz’ dedi! Saray aşcıları bulmuş: ‘Adı bile Türk’

TwitterLinkedinFlipboardE-postaLinki KopyalaYazı TipiTürk mutfağının incisi, Osmanlı saraylarının dillere destan lezzeti hünkarbeğendi, şimdi de uluslararası bir tartışmanın merkezinde. Yoğurt, cacık, baklava ve dönerden sonra, hünkarbeğendi de Yunan tarif sitelerinde “efsanevi Yunan yemeği” olarak tanıtılınca sosyal medyada tepki yağmuruna tutuldu. Peki, hünkarbeğendinin gerçek hikâyesi ne?

Adı bile Türkçe olan bu yemeğin, Osmanlı kökenine dair tek bir kelime edilmeden başka bir mutfağa ait olduğu söylentisi Türk mutfağı tutkunlarını hem şaşırttı hem de öfkelendirdi. Gelin, bu saray lezzetinin tarihine ve tartışmanın detaylarına birlikte bakalım.

Yunanistan merkezli bir yemek platformu olan Cook Out Skai’de yayınlanan bir tarifte, hünkarbeğendi “efsanevi Yunan mutfağı klasiği” olarak tanıtılmış. Ancak ne tarifte ne de yazıda yemeğin Osmanlı geçmişine dair en ufak bir atıf var. Bu durum, Türk mutfağına gönül verenlerin tepkisini çekti. Sosyal medyada kullanıcılar, “Adı bile Türkçe, daha ne olsun?” diyerek tepkilerini dile getirdi.

Gerçekten de, yemeğin ismi ve tarihçesi, Osmanlı saraylarının zengin mutfak kültüründen doğduğunu açıkça ortaya koyuyor. Hünkarbeğendinin tarihine baktığımızda, iki büyüleyici rivayet karşımıza çıkıyor. İlk rivayet, 17. yüzyıla, Sultan IV. Murad dönemine uzanıyor. Sarayın yetkin aşçıları, padişahı etkilemek için kolları sıvamış ve közlenmiş patlıcanla kuzu etini bir araya getirerek bu eşsiz lezzeti yaratmış.

Padişahın bu yemeği öve öve bitiremediği, sofralarda başköşeye oturttuğu söyleniyor. İkinci rivayet ise 19. yüzyıla, Sultan Abdülaziz dönemine dayanıyor. Fransa İmparatoriçesi Eugenie’nin İstanbul ziyareti sırasında, saray aşçıları günler süren denemelerle padişahı ve konuklarını memnun edecek bir yemek hazırlamış.

Ortaya çıkan hünkarbeğendi, o günden sonra Osmanlı sofralarının vazgeçilmezi olmuş. Her iki hikâye de bu yemeğin saray mutfağında doğduğunu ve padişahların damak tadına hitap edecek kadar özel olduğunu kanıtlıyor. Hünkarbeğendi olayı, ne yazık ki ilk değil. Daha önce yoğurt, cacık, baklava ve döner gibi Türk mutfağının lezzetleri de benzer sahiplenme tartışmalarını ortaya çıkarmıştı.

Türk mutfağı, sadece lezzetleriyle değil, aynı zamanda tarihçesi ve hikâyeleriyle de bir hazine. Hünkarbeğendi gibi yemekler, Osmanlı’nın zengin saray kültürünü, aşçılarının yaratıcılığını ve döneminin damak zevkini yansıtıyor. Ancak bu tür sahiplenme girişimleri, sadece bir yemeğin değil, bir kültürün ve tarihin de yanlış tanıtılması anlamına geliyor.

Sosyal medya, bu tür tartışmalarda adeta bir megafon görevi görüyor. Hünkarbeğendi olayının duyulmasıyla birlikte, pek çok platformda kullanıcılar düşüncelerini paylaştı. Kimileri esprili bir dille, “Hünkarbeğendi Yunan yemeğiyse, o zaman kebap da İtalyan mutfağına mı ait?” derken, kimileri daha ciddi bir tonda kültürel mirasın korunması gerektiğini vurguladı.
Haber Kaynak : MILLIYET.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”